« Önceki |

27/7/2007

Atatürkün Aldığı Nİşan, Madalya ve Madalyonlar






























NİŞAN ve MADALYALAR

Sıra No
Nişan ve Madalyanın Adı
İhdas Eden
Madeni
Çapı
Verildiği Tarih
1
5. Rütbeden Mecidi
Niş.

Padişah Abdülmecid
Gümüş
55
25.12.1906
2
2. Rütbeden Mescidi
Niş.

Padişah Abdülmecid
Ortası Altın
65
12.12.1916
3
1. Rütbeden Mescidi
Niş.

Padişah Abdülmecid
Ortası Altın
65
16.12.1917
4
4. Rütbeden Osmani
Niş.

Padişah Abdülaziz
Gümüş
-
06.11.1912
5
3. Rütbeden Osmani
Niş.

Padişah Abdülaziz
Gümüş
-
01.02.1915
6
2. Rütbeden Osmani
Niş.

Padişah Abdülaziz
Gümüş
-
01.02.1916
7
İmtiyaz Madalyası
2. Abdülhamid
Gümüş
-
30.04.1915
8
İmtiyaz Madalyası
2. Abdülhamid
Altın
-
23.09.1917
9
Harp Madalyası
5. Mehmed Reşad
Fakfon
-
11.05.1918
10
Liyakat Madalyası
2. Abdülhamid
Gümüş
25
01.09.1915
11
Liyakat Madalyası
2. Abdülhamid
Altın
25
17.01.1916
12
İstiklal Madalyası
T.B.M.M
Prinç
35x40
21.11.1923
Kara Kuvvetleri Komutanlığı



MADALYONLAR

Sıra No
Adı ve Veriliş Nedeni
Tarihi
1
1. Ordu manevra hatırası
20.08.1937
2
2. Ordu manevra hatırası
13.10.1937
3
Ankara'ya gelişinin 18.yıl hatırası
27.12.1937
4
Müttefik ajanslar 4. Kongresi
1929
5
T.B.M.M. Rozeti
-
6
Abide-i zafer hatırası
1927
7
İran Şahı'nın Türkiye'yi ziyaretleri hatırası
1934
alıntıdır

27/7/2007

Cumhuriyet in 15. yıldönümünde Atamızın orduya son mesajı

"Zaferleri ve mazisi insanlık tarihiyle başlayan her zaman zaferle beraber medeniyet nurları taşıyan kahraman Türk ordusu!
Memleketini, en buhranlı ve müşkül anlarda zulümden, felaket ve musibetlerden ve düşman istilasından nasıl korumuş ve kurtarmışsan, Cumhuriyet'in bugünkü feyizli devrinde de askerlik tekniğinin bütün modern silah ve vasıtalarıyla mücehhez olduğun halde, vazifeni aynı bağlılıkla yapacağına hiç şüphem yoktur.
Bugün, Cumhuriyet'in 15. yılını mütemadiyen artan büyük bir refah ve kudret içinde idrak eden büyük Türk milletinin huzurunda kahraman ordu, sana kalbî şükranlarımı beyan ve ifade ederken, büyük ulusumuzun iftihar hislerine de tercüman oluyorum.
Türk vatanının ve Türklük camiasının şan ve şerefini dahilî ve haricî her türlü tehlikelere karşı korumaktan ibaret olan vazifeni her an ifaya hazır ve âmade olduğuna, benim ve büyük ulusumuzun tam bir inan ve itimadımız vardır. Büyük ulusumuzun orduya bahşettiği en son sistem fabikalar ve silahlarla bir kat daha kuvvetlenerek büyük bir feragat-i nefs ve istihkâr-ı hayatla her türlü vazifeyi ifaya müheyya olduğunuza eminim. Bu kanaatle kara, deniz, hava ordularımızın kahraman ve tecrübeli komutanları ile subay ve eratını selamlar ve takdirlerimi bütün ulusun muvacehesinde beyan ederim.
Cumhuriyet Bayramı'nın 15. yıldönümü hakkınızda kutlu olsun..."

Mustafa Kemal ATATÜRK
29 Ekim 1938
alıntıdır.

27/7/2007

Atamızın günlerinin resimli anlatımları :)



1 Ocak-2 Şubat 1924
İlk Cumhurbaşkanı Gazi Mustafa Kemal, İzmir’de...





Şapka ve kıyafet devrimi konuşmasını yaparken, Kastamonu’da...
23 Ağustos 1925






Aynı günlerde şapkasıyla Kastamonu’da... Ağustos 1925








Şapka ve kıyafet devrimi konuşmalarını yaptığı Kastamonu seyahati dönüşü Çubuk’ta karşılayanlarla...1 Eylül 1925




Mersin’den dönen Başbakan İsmet Paşa’yı Ankara istasyonunda karşılarken...5 Nisan 1926





Bursa’da Darülelhan (İstanbul Belediye Konservatuarı) topluluğunun verdiği konserden sonra bir genç kızla... 29 Mayıs 1926




Mareşal Mustafa Kemal, Ankara yakınlarındaki I. Ordu manevralarında... 8 Ekim 1926




Gazi Mustafa Kemal, Ertuğrul yatında dinlenirken...1 Temmuz 1927




Gazi Mustafa Kemal, Büyük Nutkuna başlarken...


15 – 20 Ekim 1927




Cumhuriyet Halk Partisinin ikinci büyük kongresinde
Büyük Nutkunu okurken...


16 Ekim 1927





Gazi Mustafa Kemal, Şeref Tribününden töreni kabul ediyor.
Yanında T.B.M.M. Başkanı Kâzım Özalp ve
Genelkurmay Başkanı Fevzi Çakmak...


29 Ekim 1927




Milli Eğitim Bakanı Mustafa Necati ile Ankara Okullarının
jimnastik gösterilerini seyrederken...


10 Mayıs 1928




Gazi Mustafa Kemal, Orman Çiftliği’nin 3 ncü kuruluş yıldönümünde Afgan Kralı Amanullah Han ve Eşi ile...


21 Mayıs 1928





Afgan kralı Amanullah Han’la Başbakan İnönü’nün
tenis oynayışlarını seyrederken...


24 Mayıs 1928



Afgan kralı Amanullah Han’la...
Mayıs 1928


T.B.M.M. Başkanı Kâzım Özalp ve İçişleri Bakanı Şükrü Kaya’yla
İzmit Garı’nda trende...
5 Haziran 1928




II. Süvari Tümen Komutanı Tümgeneral M. Aşir Atlı ve İzmit İl Jandarma Alay Komutanı Alb. H. Fikri Tolon tarafından İzmit’te karşılanırken... 5 Haziran 1928




L’illustration dergisinin 13 Ekim 1928 tarihli sayısının kapağında Başöğretmen Atatürk’ün yeni Türk harflerini
tanıtan bu fotoğrafı yer almıştır...




Kayseri Cumhuriyet Halk Fıkrası (Partisi) binası önünde kara tahta başında Başbakan İnönü’yle yeni Türk harflerini tanıtırken...
20 Eylül 1928



Ankara Palas’ta verilen bir çocuk balosunda çok sevdiği Türk çocukları arasında. Atatürk’ün solundaki çocuk Ömer İnönü’dür...
23 Nisan 1929



Gazi Mustafa Kemal Çiftlik’te... 14 Temmuz 1929
 


Cumhuriyet Bayramı’nda şeref tribününde.Yanında T.B.M.M. Başkanı Kâzım Özalp, Başbakan İsmet İnönü ve Genelkurmay Başkanı Fevzi çakmak





Ankara Palas’ta kostümlü Cumhuriyet Balosu’nda...
29 Ekim 1929













ül

Genelkurmay Başkanı Mareşal Fevzi Çakmak’ın kızının
nişan töreninde...
20 Aralık 1929











Gazi Mustafa Kemal Prof. Afet İnan’ın “Kadın Hakları”
üzerine verdiği konferansta...
3 Nisan 1930









Yalova İskelesinde... 15 Haziran 1930










29 Ekim 1930








Cumhurbaşkanı Gazi Mustafa Kemal T.B.M.M.’de konuşurken...
Kasım 1930










Kayseri Lisesi öğrencileri arasında... 18 Kasım 1930









Yurt gezilerinde, Tokat’ta bir köylü vatandaşın derdini dinlerken... 21 Kasım 1930









Gazi Mustafa Kemal, İçişleri Bakanı Şükrü Kaya ve
Yaver Rusuhi ile Samsun’da...
25 Kasım 1930









Samsun Lisesinde öğrencilerle ders dinlerken... 26 Kasım 1930









Gazi Mustafa Kemal, Samsun’da bir ortaokulun Coğrafya dersinde...
26 Kasım 1930








Gazi Mustafa Kemal, Harp Okulunda öğrencilerle, İstanbul...
2 Aralık 1930








Gazi Mustafa Kemal, İstanbul Üniversitesinde
öğrencilerle ders dinlerken...
5 Aralık 1930








Edirne Öğretmen Okulu öğretmen ve öğrencileriyle...
24 Aralık 1930








Edirne’de ihtiyar bir kadını dinlerken. 25 Aralık 1930









Gazi Mustafa Kemal, İzmir Türkocağı’nda Çayda...
Sağında: Fahrettin Altay Paşa, Solunda: Kâzım Dirik
2 Şubat 1931








Dörtyol gezisinde bir çocuğu severken... 15 Şubat 1931
alıntıdır.

25/7/2007

ATAMIZIN ölüm ilanı

Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti'nin resmi tebliğidir :

Müdavi ve müşavir tabiplerin neşredilen son raporu, Atatürk'ün dünyaya gözlerini kapadığını bildirmektedir.

Bu acı hadiseyle Türk vatanı büyük yapıcısını, Türk milleti ulu şefini, insanlık büyük evladını kaybetti. Milletimize, içimiz yanarak, bu tarife sığmayan acıdan dolayı en derin taziyelerimizi sunarız.

Kederlerimizin tesellisini ancak ve ancak O'nun büyük eserine bağlılıkta ve aziz vatanımızın hizmetinde ararız. Şurasını da her şeyden evvel beyan etmeliyiz ki ölmez olan, onun büyük eseri, Cumhuriyet Türkiyesi'dir. Hükümetimiz, içinde bulunduğumuz bu mühim anda, bugüne kadar olduğu gibi dikkatle vazife başındadır. Müesses olan nizam ve idame hususunu, büyük Türk milletinin hükümetiyle tek vücut olarak teyit ve temin edeceğine şüphe yoktur.

Teşkilat-ı Esasiye Kanunu'nun 33. maddesi mucibince Büyük Millet Meclisi derhal yeni Reisicumhuru intihap edecektir. Türkiye'nin en büyük makamına, Teşkilat-ı Esasiye Kanununa göre geçecek zatın etrafında hükümetiyle, şanlı ordusuyla ve bütün kuvvetleriyle Türk Milleti sarsılmaz bir varlık olarak toplanacak ve yükselmesine devam edecektir.

Bugün ayrılığına ağladığımız büyük şefimiz Atatürk, her vakit Türk Milletine güvendi. Eserlerini bu güvenle yaptı. İdamesi esbabını da istikmal ederek güvenle büyük milletimize bıraktı. Ebedi Türk Milleti onun eserlerini ebediyetle yaşatacaktır. Türk gençliği onun kıymetli vediası olan Türkiye Cumhuriyetini daima koruyacak ve onun izinde yürüyecektir.

Kemal Atatürk, Türk'ün tarihinde ve gönlünde daima yaşayacaktır.
alıntıdır.

25/7/2007

paşamı ağlatan olay

Yıl 1922. 14 Ocak gece yarısı. Mustafa Kemal’in özel treni Eskişehir’e doğru gidiyor. Bu yolculuk bir kamuoyu yolculuğu olacak ve Gazi, savaş sonrası Anadolu’sunda bazı şehirlerin nabzını yoklaya yoklaya İzmir’e gidip annesini görecek. Ve Latife’yi.

Ama o gece çok sıkıntısı var Mustafa Kemal’in ve bir türlü uyku tutturamıyor.

Ali Çavuş kompartımanın kapısı önünde sigara üstüne sigara içiyor. Kapıya dayanmış karanlığı seyreder ken bir yandan da kendi kendine mırıldanıp duruyor.

“Bu işin bu kadar çabuk oluvereceğini hiç düşünmedim."

İşte, sonunda şifreli telgraf geldi. Zübeyde anamızı yitirdik. Peki, ne duruyorum. İçeri girip onu uyandırmalıyım. Ama işe bak, giremiyorum. Kıyamıyorum paşama. Nasıl derim ki: ‘Anamız öldü paşam!’ diyemem. Onun yüreği anası için atar. Hep söyler. Vatanı kurtarmakla anasını kurtarmak aynı anlama gelir onun için. Kapıyı açsam, telgrafı uzatsam, ‘Paşam sen sağ ol’ desem ‘Eyvah demez mi?’ ‘Koca vatanı kurtardım ama anamı kurtaramadım demez mi?"
Ali Çavuş, anlattığına göre birden yerinden sıçramış. İçeriden bir ses geliyor. Mustafa Kemal sesleniyor.

Çavuş kompartıman kapısını açıp selam duruyor:

“Emret Paşam”.

Mustafa Kemal yatağa oturmuş soruyor telaş ile:

“Ne demeye kapıda bekliyorsun sen?”

“Uyku tutturamadım da Paşam”

“Annemden bir haber var mı?”

“Az önce bir telgraf geldi dediler, şifreyi çözünce size sunacaklar.”

“Boşuna kıvranma Ali, benden de saklamaya çalışma. Ben haberi aldım.”

Ali Çavuş bir şey yokmuş gibi durmaya çalışıyor ve merakla soruyor:

“Ne olan, ne haber aldın ki paşam? Hayır haber inşallah.”

Mustafa Kemal usul usul anlatıyor.

“Az önce dalmışım, rüyamda yeşil bir ovada anamla el ele geziniyorduk. Hep olduğu gibi bana birşeyler anlatıyordu. Birden bir fırtına çıktı. Bir sel bastırdı, anamızı aldı götürdü. Hiçbir şey yapamadım. Hiç, hiç!..”


Çavuşu bir titremedir almıştı. Derken.. Mustafa Kemal emri verdi:

“Çocuk! Al getir şu telgrafı, hemen!”

Ali Çavuş kompartımandan çıkar çıkmaz, çözümü getiren görevliyle karşılaştı.

“Ver onu” dedi. “Paşamız bekliyor.”

Kağıdı aldı, içeri girdi, selam durdu ve: “Sen sağol paşam” dedi.

“Millet sağ olsun.”

Gözünden iri bir damla göz yaşı akıvermişti. Çavuş “Ağlama paşam” diye yalvardı.

“Neden? Ben insan değil miyim? Anam öldü. Ben buna ağlarım. Ama, Anavatan kurtuldu. Bununla da te selli bulurum. Benim için ikisi bir.”

İşte ben bunun için:

‘Bulunur kurtaracak bahtı kara maderini’ diye cevap vermedim mi Namık Kemal’e? Birden Mustafa Kemal ile Ali Çavuş birbirlerine sarıldılar ve açık açık, hıçkırıklarla, içli içli ağlıyorlardı
alıntıdır.

eXTReMe Tracker
Add to Technorati Favorites AYBERK ARSLANPİR ©2008