« Önceki |

20/7/2007

fotomontaj

Fotoğrafın geleneksel kaydetme özelliğinden uzaklaşmak istiyorsanız, fotomontaj tekniği denemeye değer olacaktır. Bu ilginç teknikte çeşitli fotoğraflardan alınan görüntülerin bir araya getirilmesiyle, yeni bir görüntü elde edilir. Bu görüntü oldukça gerçekçi olabileceği gibi, tamamen düşsel de olabilir.

Her türlü montaj biçiminden en iyi sonuç almanın yolu önceden bir plan yapmaktır.

Burada Normandiya kıyısındaki Mont St. Michel örneğinde olduğu gibi, tek bir yapının yanında ya da mekanın gerçekçi bir montajını yapmaya niyetliyseniz, en iyisi makinenizi bir sehpanın üzerine koymaktır. Böylece, son karmaşık görüntüdeki her unsurun perspektifi birbiriyle uyumlu olacaktır.

Montaj

  1. Fotoğrafların beyaz kenarları varsa onlar kesin.
  2. Fotoğrafları, görüntülerin birbirlerine uyumlu olarak bağlancağı şekilde, üst üste yerleştirin.
  3. Üst üste gelen fotoğraflarda, altta kalanın fazla kısımlarını bir yapıştırma payı kalacak şekilde bıçakla kesin
  4. Her resmin arakasına çift taraflı yapışkan bir bant yapıştırarak montajı birleştirin.
  5. Kuru kalem, mürekkepli kalem ya da boyayla birleşme noktalarını düzeltin, gölgeler ekleyin vb.
  6. Rötüşlarınızı kuruyunca, montajı çift taraflı yapışkan bantla sağlam bir kartona yapıştırın. Kartonun fazlasını kesin.

Montajı kopya etmek
Herhangi bir baskıyı, belgeyi, sanat eserini kopya ederken, orijinalin makinenin arkasına (filmin konduğu yere) parelel olmasına dikkat edin. Bu durumda, orijinalin yüzeyindeki her nokta filmden aynı uzaklıktadır ve net olarak çekilebilir.
Montajı kopya etmek için düz bir yere yayın ve makinenizi, objektfi aşağıya dönük olarak merkezin tam üstünde tutun. Bu amaçla yapılmış özel kopya ayakları vardır. Bunlar, içlerine lamba yerleştirilebilen ve aşağı yukarı hereket ettirilebilen ayaklardır.
Öte yandan, birçok fotoğraf agrandizörünü de kopya ayağı gibi kullanabiliriz. Bu amaçla agrandizörün kafasını çıkartıp, yerine makinenizi takmanız yeterli olacaktır.

Görsel mozaik: Mont St. Michel'in bu montajından da görüldüğü gibi, konuya bu kadar yakın durarak tek bir kareye ön planı, adayı ve binaları sığdırmak imkansızdır. Bunu yapmak için konudan uzaklaştığınızda ise görüntünün boyutları ve izleyicide uyadırdığı etki çok azalacaktır. Bu yüzden biz konuya yakın durmayı tercih ederek, aynı noktadan sekiz farklı fotoğraf çektik. Ve sonuçta bunları birleştirerek görsel bir mozaik oluşturduk. Fotoğrafların birbirine uyumlu perspektifi görüntüye bir bütünlük kazandırırken, renklerdeki ufak farklılıklar dokusal bir etki yaratmaktadır. Aşağıdaki kroki, montaj sürecinin ilk aşamsını göstermektedir. Kompozisyonun genel düzenlenmesi yapılmış ve sekiz fotoğraf yerleştirilerek birbirlerine bantlanmıştır.

Temel teknik: Vizörünüzün dört köşesine ve kenarlarına dikkatle bakın. her karede sahnenin ne kadarını aldığınıza özellikle dikkat edin. İlk fotoğraftan sonra makineye sehpası üstünde yana ya da yukarı aşağı öyle bir pan yaptırın ki, bir sonra çekeceğiniz görüntü, bir evvelki görüntünün bir kısmını da içersin. Bu ne kadar fazla olursa, sonuçta elde edeceğiniz montajın da bütünlük açısından o kadar başarılı olacağını unutmayın.

Fantastik montaj: Gerçek hayatta hiçbir zaman karşılaşamaycağınız fantastik bir görüntü yaratmak istiyorsanız, yaklaşımınız çok daha rahat olabilir. Fotoğraf arşivinizde çekip de kullanmadığınız fotoğraflara bakın - büyük bir olasılıkla çalışabileceğiniz bol malzeme bulacaksınız. Bir ev fotoğraflarında kapının bulunduğu yeri kesip oraya birisinin yüzünü ya da aykırı bir sahne koyabilirsiniz.
Bu tür hileler, bir araya getirdiğiniz görüntülerin ton, aydınlanma ve perspektif açısından uyumlu olması sağlanırsa, daha da etkili olacaklardır.

Uygulama sonrası: Birleştirme işleminden sonra, montaj olduğu gibi çerçevelenip sergilenebilir. Ayrıca, bitmiş montajın, fotoğrafını da çekebilirsiniz. Bu durumda, çektiğiniz filmden yapacağınız baskı, orijinal montajın boyutlarından ufak olmalıdır; böylece, hatalar ve kaba birleşmeler görünmez.

Araç-gereç: Bu teknik için herhangi bir makine uygundur. Buna karşın bir üç-ayak sehpa şarttır. 35mm format için 35-55mm arası bir objektif kullanın. Daha uzun objektiflerin görüş açıları dar olduğundan büyük konuların bütününü alabilmek için daha çok fotoğraf çekmek zorunda kalabilirsiniz. Daha kısa objektifler ve özellikle ucuz geniş açılı objektifler görüntüyü kenarlara doğru çarpıtabilir
Sabit geniş açılı kompakt bir makineniz varsa, çektiğiniz karelerdeki görüntüleri daha çok üst üste bindirin ve montajda her fotoğrafın sadece ortasındaki alanı kullanın

20/7/2007

karanlık oda

Kendi filminizi yıkamak ve basmak size sonuçları tümüyle kontrol atında tutma imkanı verir. Kompozisyonu, aydınlatılması ve pozlandırılması titizlikle yapılmış resimler çoğu zaman standart bir muamele gördükleri ticari laboratuvarlara gönderilir. Bu da görüntünün gerçek potansiyelini asla ortaya çıkartmaz.

Evdeki herhangi bir oda geçici bir karanlık oda olarak kullanılabilir. Normalde, sürekli olarak evin bir odasının işe ayrılması çok daha kolaylık sağlar; çünkü o zaman her çalışmadan sonra araçlarınızı ortadan kaldırmanız gerekmez.

Film Yıkama

Filmi yıkamak için karanlık odaya bile ihtiyacınız yoktur - sadece bütün fotoğrafçılarda bulunan siyah, ışık geçirmeyen bir film değiştirme çantası yeter. Çantanın içine film yıkama tankınızı ve spiralinizi, çekilmiş filminizi ve film kasetinin tepesini açmak için bir şişe açacağı koyun. Çantanın ışığı geçrimeyen iki deliğinden içeri kollarınızı dirseğe kadar sokun. Bütün yapmanız gereken kaseti açıp filmi çıkararak tankın içinedeki spirale sarmaktır. Tankın kapağını sıkıca kapattıktan sonra film sarılı tankı çantadan çıkarın ve yıkama işlemine başlayan. Bütün bunlar normal oda ışığında yapılabilir.

Yıkama işleminin safhaları, kullandığınız filmin türüne bağlıdır. Her türlü siyah - beyaz ve renkli negatif film gibi çokğu slayt filmlei için de hazır kimyasal işlem paketler, kullanım tarifleriyle birlikte satılırlar

Film yıkamanın bütün kimyasal işlem ve durulama safhalarında, doğru ısıda ve doğru oranda seyreltilmiş eriyiği tankın kapağındaki delikten içeri akıtın, sallama ve zamanlama konusunda tarife uyun ve sonra eriyiği yine kapaktaki delikten dışarı dökün.

Baskı

Baskı yapmak için, içinde suyu ve elektriği olan, tamamen karartılmış bir odaya ihtiyacınız vardır. Baskı sırasında kullanılan bazı kimyasal maddeler zararlı dumanlar çıkaracağı için odanın havalandırılması gerekir.

Baskı yapmanın ilk adımı, yıkanmış filmi kullanarak, ışığa duyarlı baskı kartları pozlandırmak olacaktır. Bu amaçla bir agrandizör kullanılır. Bu aşamada, kartların ne kadar süre pozlandırılacağına ve renkli baskı için ayrıca ne kadar bir filtre işlemi gerektiğine karar vermeniz gerekir. Renkli kartlar, her türlü ışığa karşı hassas oldukları için renkli baskı tamamen karanlıkta yapılmalıdır (agrandizörün ışığı hariç). Oysa, siyah - beyaz kartlar kırmızı ışığa karşı duyarsızdır ve bu nedenle, hafif bir 'güvenli ışık'ta basılabilir.

Baskıda ikinci aşama banyodur. Eğer renkli baskı yapıyorsanız, pozlandırılmış kart, yıkanma tankına benzer daha uzunca bir silindire yerleştirilir. Silindirin kapağını sıkıca kapadıktan sonra odanın ışıklarını açıp banyo işlemine başlayabilirsiniz.

Geleneksel olarak, siyah - beyaz kart banyosu, içine fotoğraf banyosu konan açık küvetlerde yapılır. Her aşamanın sonunda kartlar bir küvetten diğerine aktarılır. Siyah - beyaz baskı renklilere oranla daha az banyo aşaması gerektirir. Siyah - beyaz baskı boyunca hep güvenli ışıkta kalmayı unutmayın.

Kuru bölüm / ıslak bölüm: İyi bir karanlık oda düzeni su ya da kimyasal madde gerektiren işlemleri (ıslak bölüm) pozlandırma ve baskı sonrası işlemlerden ayırır (kuru bölüm)

Evdeki karanlık oda düzeni: Siyah - beyaz ya da renki negatif yıkamak ve basmak için gerekli bütün araç - gereçler bu karanlık odada mevcuttur.

20/7/2007

stüdyo

Evde kuracağınız bir fotoğraf stüdyosu, aydınlatma tekniklerinin ince noktalarını keşfetmek için en iyi yerdir. Boş bir yatak odası, garaj ya da tavan arasına sahip olacak kadar şanslıysanız hemen işe koyulabilirsiniz. Eğer her an kullanabileceğiniz boş bir makanınız yoksa, evdeki odalardan birini zaman zaman bir stüdyo olarak da kullanabilirsiniz.

Fotoğraf stüdyosu yapmak için gereken odanın büyüklüğü, ne çekmek istediğinize bağlıdır. Örneğin, esas ilgi alanınız doğada bulunan küçük nesneler veya natürmortsa, 9-10 metrekarelik bir oda yeterlidir. Öte yandan, tam boy portreler çekecekseniz ihtiyacınız olan yer daha büyük olacaktır. Belki 18-20 metrekare.

Farklı türden çekimler yapılan bir stüdyo belli bir esneklik gerektirecektir. Bu yüzden böyle bir stüdyonun biçimi ince uzun değil, kareye yakın olmalıdır. Rahat bir dikdörtgen ya da kare biçimi stüdyo içinde çalışırken ışıklarınızı sadece konunun önüne ve arkasına değil, yanlarına da yerleştirebilirsiniz.

2.75m veya daha yüksek bir tavan, esnekliği artırması açısından tercih edilir. Yüksek tavan, ışıkların ya da reflektörlerin konunun oldukça yukarısına konabilmesine ve uzun fon dekorları kullanabilmesine imkan verir.

Normal olarak flaş ya da lamba gibi yapay ışık kullanacaksınız. Buna rağmen, eğer evdeki stüdyonuzda güneş ışığının girdiği büyük bir pencere varsa, böyle güzel bir olanağı da kullanmanız gerekir. Gün ışığı filmi ve flaş, pencereden gelen ışıkla birlikte kullanılabilir, çünkü hepsinin renk ısısı aynıdır. Yine de, yapay ışığın tek başına kullanılması gerekli olan durumlarda pancur ya da ışık geçirmeyen perdeler şarttır.

Duvarların ve tavanın rengi özellikle önemlidir. Beyaz tonlu yüzeyler ışığı en çok yansıtan yüzeylerdir. Bu nedenle, genel aydınlatma açısından en iyi seçimdirler. Dahası, istenmeyen renk sıçramalarından korkmadan, ışığı beyaz duvarlar ve tavandan konunuzun üstüne yansıtma özgürlüğünüz olacaktır. Açık renk de olsa duvarlarda sakın parlak boya kullanmayın; böyle boyalı yüzeyler, ışık vurunca istenmeyen parlak noktalar oluşturur.

Göz önüne almanız gereken diğer önemli hususlar: titreşimleri üç - ayak üstüne konmuş makineye iletmeyen, iyi ve sağlam bir döşeme; yeteri kadar raf ve depo alanı; modeller için iyi aydınlatılmış bir makyaj köşesi ve ışık üniteleri için çok sayıda elektrik prizi. Başka bir seçenek de çok prizli bir uzatma kablosu alıp, ışıkların fişlerini buraya takmaktır.

Depo: Küçük aksesuar, dekorlar vb. için düşündüğünüzden daha fazla yere ihtiyacınız olur. Bu nedenle, mümkün olduğu kadar çok raf ve dolap yapın.

Makyaj köşesi: Bu bir ev stüdyosu için şart değildir; ama; eğer modellerle çalışmak istiyorsanız, böyle bir köşe oldukça yararlı olacaktır.

Fotofludlar: İki ya da üç fotoflud çok genel aydınlatma imkanı verir. Fotofludlar ışığın yayılmasını sağlar

Reflektörler: Bunlar basit beyaz kartonlar ya da daha parlak ve keskin bir ışık elde etmek için mutfak folyosuyla kaplanmış tahtalar olabilir.

Fon perdeleri: Çeşitli renklerde fon kağıtları ve perdeleri bulundurun.

Kapakçıklar: Çeşitli büyüklük ve biçimlerdeki kapakçıklar farklı etkiler üretmek için stüdyo ışıklarına takılabilir.

Stüdyo flaşı: Amatör stüdyo flaşları daha ucuzdur. Elektrikle çalışırlar. Ayrıca istendiğinde kullanılabilecek özel güç üniteleri de vardır. Sıradan bir flaşla aynı renk ısısına sahiptirler.

Masa: Sağlam yapılmış bir masa küçük nesneleri koymak için gereklidir.

Mat - beyaz duvarlar ve tavan: Işığı yansıtan bir yüzey olarak kullanıldığı zaman bu tür yüzeyler renk parlaması ya da renk sıçraması yapmaz

Döşeme: Sert, kaymayan bir döşeme, makinenin oturduğu sehpa ve yerde duran ışıklarınız için sağlam bir taban oluşturur.

Pencere: Stüdyonuzda doğal gün ışığı girmesine imkan verir. Ama, sadece yapay ışık isteniyorsa pancurlar ya storlarla kapatılabilir.

Prizli uzatma kabloları: Ana prize takılır; bütün ışık ihtiayçlarınız için yeterli priz vardır.

20/7/2007

siyah beyaz film

Renkli filmlerin yaygınlaşması, günümüzden sadece 45 yıl öncesine dayanır. Yine de geçen bu kısa süre içende siyah - beyaz fotoğraf giderek günlük hayattan uzaklaşmış ve günümüzde sadece bir "sanat dalı" konumuna gelmiştir. Siyah - beyazın sağladığı yalınlık, güç ve ton çeşitliliği, fotoğrafçılığın her alanında kullanılabilir.

Piyasada buluması zor bir film olan Agfa Dia Direct dışında, bütün siyah - beyaz filmler, sonuçta kart baskısı için kullanılan negatifleri oluşturacak şekilde tasarlanmıştır. Işık kaynağının renk ısısı, renkli filmlerin aksine siyah - beyaz filmlerle elde edilen görüntüleri etkilemez.

Hız ve gren (nokta) ilişkisi

Siyah - beyaz filmler arasında hızlı filmler yavaş filmlere göre çok daha fazla "grenli" bir görüntü verir. Bunun sebebi, filmlerdeki kimyasal bileşimlerin farklılığıdır. hızlı filmlerin ışığa duyarlı emülsiyon tabakasında kullanılan gümüş tuzcukarı yavaş filmlere oranla daha büyük topaklar halindedir. Aşırı büyütülmüş fotoğraflarda, bu topaklar netliği engelleyebilecek grenli bir doku olarak görünür. Bu doku çok belirginse, ayrıntıları keskin olmayan, düşük kontrastlı bir görüntüye yol açar.

Yavaş film

Bu gruba giren filmler yaklaşık olarak ISO 64 ile ISO 100 arasındadır. Bu tür filmler az ışıkta çalışmak için uygun olmasa da daha aydınlık ortamlarda kullanıldığında verdiği olağanüstü ince grenli sonuç, detay ve kontrast açısından çok iyidir. Yavaş filmler, doğa, manzara fotoğrafları ve portreler için uygundur.

Orta hızlı filmler

ISO numaraları 125 ile 400 arasında değişen orta hızlı filmler en çok kullanılan, genel amaçlı, siyah - beyaz emülsiyonlu filmlerdir. Daha hızlı olmalarının verdiği avantaj, görüntüdeki grenlerin artması sorununu fazlasıyla telafi eder. Bu filmlere uygun konular da, yavaş filmlere uygun olan konuların benzeridir.

Hızlı filmler

Hızlı filmler ISO 400 ile ISO 3200 arasındadır. Bu grubun üst sınırındaki filmler karta basıldığı zaman oldukça belirgin bir gren oluştur. Konu dikkatle seçilirse, bu tür bir etki, görüntünün vurgusunu arttırabilir. Bu filmler, az ışıkta çalışırken, özellikle de hareketi dondurmak üzere hızlı bir enstantaneyle kullanılırken idealdir.

Çok kullanılan siyah beyaz filmlerden bazıları

Siyah - beyaz film seçenekleri Daha fazla kullanılan markaları kapsayan aşağıdaki tablodaki bütün filmler negatif / pozitif (yani, pozitif fotoğraf basmak için negatif görüntü tespit ederler). Hepsi de evde kuracağınız karanlık oda koşullarında banyo yapılmaya uygundur. Koşullar gerektirdiği takdirde, filmlerin çoğunu belirtilen hızlarından bir ya da iki durak daha hızlıymış gibi pozlandırabilirsiniz. Bu durumda, filmin banyo süresinde bir ayarlama yapmak gerekecek (filmin 'hızlı banyosu' olarak bilinir) ve görüntü kalitesinde biraz bozulma olacaktır. Filmin farklı kareleri için farklı banyo süresi uygulamak imkansız olduğu için, bu işlemi yaptığınız filmlerde tüm kareler aynı film hızına göre pozlandırılmalıdır.

20/7/2007

renkli film

Renkli film hem de amatör fotoğrafçıların en çok kullandığı malzemedir. 35mm'lik makinelerin çok popüler olmasından ötürü, bu tip makinelerde kullanmak üzere aralarından seçim yapabileceğiniz çok sayıda renkli film markası vardır. Başlıca iki renkli film çeşidi bulunur: karta basılan resimler için kullanılan renkli negatif ve slayt elde etmek için kullanılan renkli saydam (renkli diapozitif) filmler.

Siyah - beyaz filmden farklı olarak renkli film, belirli "renk ısı"ndaki bir ışıkta pozlandırılmak üzere yapılmıştır.

Renk ısısı
Genellikle "beyaz" olarak düşündüğümüzde ışık, aslında yedi adet spektrum renginin birleşmesinden oluşmuştur. Bu ışık renklerinin birbirleriyle farklı orantılarda birleşmeleri farklı renk ıslarına sahip ışıkların oluşmasını sağlar. İnsan gözü ve beyninin öyle bir uyum yapabilme yeteneği vardır ki, farklı renk ısılarına sahip çoğu ışıkta bile nesneleri "gerçek" renkleriyle algılarız. Oysa renkli filmde durum böyle değildir.

Örneğin, eğer makinenizi gün ışığının renk ısısına uygun bir film takıp (yani, en çok kullanılan film çeşidi) ve evlerde kullandığımız tungsten ampul ışığında (yapay ışık) fotoğraf çekerseniz, resim turuncu çıkacaktır. Tungsten ışığının renk ısısı, gün ışığına göre daha düşüktür. Bu yüzden bu ışıkta, spektrum renkleri arasında daha düşük bir enerji seviyesine sahip olan turuncu dalgaboyu hakim olacaktır. Böyle bir durumda istenmeyen renk sıçramasına önlemek için makinenizin objektifine filtre takabilirsiniz.

Film hızı
ISO numaralıyla işaretlenmiş olan film hızı, filmin ışığa karşı duyarlığını gösterir. Filmin duyarlılığı arttıkça, doğru pozlandırılmış bir resim ortaya çıkarmak için daha az ışık yeterli olur. Konuya uygun bir film hızı kullanmak çok önemlidir. Loş ışıkta ve yavaş bir filmle (ISO 100), kullanılacak en açık diyaframda ve olabilecek en yavaş enstantanede bile, resmin pozlandırılması yetersiz kalabilir. Aynı koşullarda ISO 400'lük bir film (dört katı daha hassas) size iki durak küçük bir diyafram seçme (eğer netlik derinliği önemliyse) ya da iki durak daha hızlı enstantane seçme olanağı verir (eğer konunun hareketi ya da makinenin titremesi önemliyse).

Yavaş film: Tipik bir yavaş film, ISO 64, kontrastı yumuşatırken, cilt yapısı gibi konu detaylarını da göstererek çok güzel bir renk performansı verir.

Hızlı film: ISO 1000'lik bir filmde grenler (noktalar) daha vurguludur (özellikle bol ışıklı alanlarda) ve genellikle görüntü daha kontrastlıdır. Yine de, gölgede kalan alanlardaki ayrıntılar çok iyidir.

En çok kullanılan renkli filmlerden bazıları

Film türü ve ışık kaynağı: Mavi tonu zayıf olan tungsten ışığı için geliştirilmiş film ve gün ışığı filmleri vardır.

eXTReMe Tracker
Add to Technorati Favorites AYBERK ARSLANPİR ©2008