« Önceki |

31/7/2007

Bu bir osmanli savaş fermanıdır

Bu bir osmanli savaş fermanıdır
yıl 1912, ingilizler hindistan’ı işgal eder, hindistan kralı
osmanlı’dan yardım ister. yıllardır savaş icinde olan osmanlı bu yardımı
karşılıksız bırakmamakla birlikte 350 kişilik bir askeri birliği gemiyle
hindistan’a gönderir.
350 kişilik birlikten 20 kadarı hastalıktan yolda şehit olur,
kalan 330 osmanlı askeri hindistan’a çıkarlar ve ingilizlerle savaşmaya
başlarlar.
muhimmat açısınndan kısıtiı olan osmanlı askerleri birkac günlük
mücadeleden sonra teknolojik donanıma sahip ingiliz askerleri karşısında yenik
duşerler ve 40 kadarı esir alınır, diğerleri de savaşta şehit olurlar. savaş
bittikten sonra bu 40 osmanlı esir askerini, ingilizler gemilerde
calıştırmaya başlarlar.
bir ingiliz gemisi avustralya’ya geldiginde, esir iki osmanlı askeri gemiden bir yolunu bulup kacarlar.

bir sure sonra, adı karadeniz diyarından menteşoglu abdullah olan, baba
meslegi dondurmacılığa, karahisar diyarından tarakçıoğlu mehmet de baba
mesleği kasaplığa başlar.
1915’ de avustralya çanakkale’ye asker cıkarır ve bizim iki osmanlı
askeri olayı duyarlar ve hemen buluşur, durum değerlendirmesi yaparlar.
biz osmanlı askeriyiz ve avustralya’da yaşıyoruz. avustralya devleti
osmanlıya savaş acmış ve bizim ülkemizi işgale gitmiş, bundan dolayı
biz de avustralya devletine savaş acalım derler. alırlar kağıdı, kalemi ve
yazarlar;

sayın avustralya başkanı, ekselans hazretleri,

biz iki osmanlı askeri, ülkenizde bulunuyoruz. duyduk ki, devletimiz
osmanlıya avustralya devleti olarak savaş açmış ve çanakkale’ye asker
göndermişsiniz. bundan dolayı iki osmanlı askeri olarak biz de
avustralya devletine savaş acmış bulunmaktayız.

bu bir "osmanlı savaş fermanı"dır.
ekselanslarının bilgilerine duyurulur.

-karahisar diyarından tarakçıoğlu mehmet,
-karadeniz diyarından menteşoğlu abdullah

İki osmanlı askeri, sidney’ in 250 km uzağında karlıdağlar denilen
bölgede önce virajlarda tren raylarını sökerek 3 tren devirirler. üçüncü trende
askeri muhimmat bularak silahlanırlar. aynı bölgede 8 karakol basar ve
karakollardaki askerlerin tamamını vururlar.
ne olduğunu bir türlü çözemeyen avustralya devletinin sonunda iki
osmanlı askerinin yazmış olduğu mektup akıllarına gelir ve bölgeye 250 kadar
asker gonderirler ve iki osmanlı askeri araştırılmaya başlanır. birkac günlük
araştırmadan sonra sıcak catışma olur. İki osmanlı askeri bu karlı dağlarda şehit edilir.

İki askerin şu an mezarı sidney’e 250 km uzakta karlıdaglar’da ve
mezarlarında fotoğraf çekmek yasak. avustralyalılar iki osmanlı
askeriyle savaştık demek zorlarına gittiği için bu askerlerimize hindistan asıllı diyorlar. oysa hindistan’da ne karahisar diyarı, ne de karadeniz diyarı diye bir bölge yok...

not : bu bilgi hindistan büyükelçiliğinin açıklamasından çıkarılmıştır
alıntıdır.

31/7/2007

Avrupalılar Türkleri Neden Sevmez? Alman Prof.un İtirafı

25/7/2007

Şu Cilgın Turkler


Şu Çılgın Türkler - Kitabın tamamı
Kitap lit formatındadır http://www.microsoft.com/reader/downloads/pc.mspx adresinden
microsoft reader programını indirerek okuyabilirsiniz.


http://rapidshare.com/files/33937860...ginturkler.rar

alıntı:lewo

25/7/2007

Gençliğe Hitabeyi Yorumlamak



Ne güzel demişsin o Hitabe'nde,
Her sözü bir anlam taşıyor Atam.
Anlatılmaz tesir bıraktı bende,
Hepimize bir ders düşüyor Atam.

Neler oldu memleketinde neler;
Her köşede yaşanıldı işgaller.
Zaptedildi artık bütün kaleler,
Olanlara aklım şaşıyor Atam.

Gün doğmadan karartıldı sabahlar,
Ayyuka yükseldi ülkemde ahlar.
Dâhilî, hâricî bütün bedhahlar,
Dertleri durmadan kaşıyor Atam.

"Türkiye'li" oldu Türklerin adı,
Ahvâl ve şerâit her günden kötü,
Durum geçti fakru ve zarureti,
Millet harap, bîtap düşüyor Atam.

Düşmanlık alenî yapılır oldu,
Sokaklar bölücülerle doldu.
Şehidin sayısı kırk bini buldu,
Alçaklar keyfince yaşıyor Atam.

AB' yi muasır uygarlık saydık,
Brüksel'i başkent yerine koyduk,
Gâvurun dediği her söze uyduk,
Gelenler derdimi deşiyor Atam.

Naklen yayında seyrettik vatanı,
Açık artırmaya kattık vatanı,
Parayı basana sattık vatanı,
Bardak neredeyse taşıyor Atam.

Ben derim, sözümü anlayan anlar,
Hareket'e geçmelidir asil kanlar.
ERBABİ'ye göre tüm bu olanlar,
"Gaflet, dalâlet'i aşıyor Atam.

16.10.2005
OZAN ERBABİ - KAYSERİ

alıntıdır.

25/7/2007

All king'smen (kralın adamları) ve 1/5 norfolk alayı

1999 yılında İngiltere'de bir film yapıldı. Filmin adı "All the King's Men" . Filmin öyküsü, Çanakkale Savaşları sırasında 12 Ağustos 1915'de Gelibolu Yarımadası'nda Küçük Anafartalar Bölgesi'nde Türklere karşı taarruza geçen, ancak başarısızlığa uğrayıp Türkler tarafından esir edilen ve de başlarından kurşunlanıp öldürülen bununla birlikte, yaralı olarak ele geçirilmiş oldukları halde "fazla acı çekmesin diye !" Türkler tarafından bir çiftlik evinde yakılan İngiliz askerleri üzerine kurgulanmış.

Türkiye'de bilinmeyen ama, İngiltere'de son birkaç yıldır üzerinde durulan bu olay, İngiliz kuvvetlerinden 54.Tümen, 163.Tugay ve1/5 Norfolk Alayı'na mensup Sandringham Bölüğü'nden askerlerin yaşamış olduğu iddia edilen doğruluğu kesinlikle kanıtlanamamış bir olay.

İngiliz yetkililere göre, I.Dünya Savaşı bitiminde özellikle 1/5 Norfolk Alayı'nın askerlerinin kayıp olduğunu ve Türklerden bu askerlerin akibeti konusunda bilgi verilmesini istemişler. Ancak, Türk yetkililer bu konuda bilgi verememişler. Nedeni ise, askerlerin yukarıda bahsedilen şekilde öldürülmüş olmalarıymış. Oysa, olayın seyri daha farklıdır. 12 Ağustos'ta Gelibolu Yarımadası'nda Küçük Anafartalar Ovası'nda Türkler ve İtilaf kuvvetleri arasında gelişen muharebede, İngilizlerin 163. Tugay'ı birlikleriyle, Türklere karşı tarruza girişmişler ancak, Türklerin kuvvetli top atışları ve keskin nişancılar (snayper) karşısında İngilizler büyük ölçüde zayiat vermişlerdir.

54.Tümen komutanı General Inglefield, 1/5 Norfolk Alayı'nın komutanı Yarbay Sir Horace Beauchamp, Sandringham Bölüğü'nün komutanı ise Yüzbaşı Beck'dir. İngiliz kuvvetlerine orada müdahele eden, Türk kuvvetlerinden 36. Alay'dır. Alay Komutanı Binbaşı Münib Bey'dir. Askeri kaynaklarda Binbaşı Münib Bey, o günkü muharebeyi anlattığı Harp Ceridesi'nde İngiliz taarruzunun başarısızlığa uğratıldığı ve 35 esir aldıklarını ifade ediyor. Bu esirlerden bazılarının ifadeleri de mevcuttur. Bunlardan biri olan 3357 Sicil numaralı Er A.G.Brown (1/5 Norfolk Regt. 54 Div. 163 Brigade (East Anglian Division) yakalandıktan sonra Türk komutanlara verdiği ifadesi şöyledir;

"10 Ağustos 1915'de Tuzla Göl civarında karaya çıktım. İsmini bilemediğim bir tepeye hücumda tepenin ancak eteğinde mecruh düşerek 12'de esir oldum. Kumandanın ismi Engelfild ( Inglefield ) idi, fakat fırkanınkini veyahud livanın kim olduğunu bilemiyorum. Ben ancak iki gün Anafarta'da bulundu?um için hiçbir şeyden haberim yoktur." Bu ifade, esir olan askerlerden birine ait. Bunun gibi birkaç tane daha ifade var. Oysa, İngilizlerin iddiası bütün hepsinin esir edildikten sonra kafalarından kurşunlanarak öldürüldüğüdür.

Bu olayın doğruluğu henüz kantılanamamış olsa da şunu vurgulamak gerekir ki, 12 Ağustos'daki saldırıda Türkler, başarılı bir şekilde İtilaf saldırısını durdurmuşlardır. İngiliz kuvvetlerine Türk sniperlerin müdahale etmiş olması ve savaş alanında ölenlerin kafalarından yada başka biryerlerinden yara alıp ölmeleri kaçınılmaz görünüyor ki bazı İngiliz ordu mensupları da yakın bir çatışmada bunun normal olduğunu söyleyebiliyorlar. Bununla birlikte, savaş Atatürk'ün dediği gibi "gerekli olmadıkça bir cinayettir" ancak, İngilizlerin Gelibolu Yarımadası'na yaptıkları saldırılara, Türklerin vatanlarını savunmak için müdahale etmeleri de kaçınılmazdır.

Dolayısıyla, insanlar bu yarımada üzerinde ayakta kalabilmek için canhıraş bir mücadele vermişlerdir ve ortaya bir insanlık dramı çıkmıştır. Norfolk Alayı'nın yaşadığı iddia edilen bu olayın belki de bu kadar üzerinde durulması, bu alaya dahil olan Sandringham Bölüğü'nün Kral V.George'un hizmetkarlarından oluşmuş olması ve bunların Oglander'in kitabında anlattığı gibi Inglefield'in hazır olmayan birlikleri, dikkatsizce gündüz ve Türklerin çok iyi savunduğu bir bölgeyi almakla görevlendirmesi ve toplara ve keskin nişancılara karşı ölümüne göndermesi ve belki de bu hatayı örtbas etmek için de Türklerin, İngiliz askerlerini yakalayıp öldürdüklerini iddia etmiş olmasıdır.

Türklerin yakaladıkları esirlere kötü davrandığı ve öldürdüğü yolundaki hikayeler sürekli anlatılmıştır. İtilaf kuvvetlerindeki askerlere komutanları belki de iyi savaşmalarını sağlamak için olsa gerek "aman dikkat edin Türkler sizi yakalarsa öldürür veya yer" gibi akıl vermişlerdir. Oysa, bilinen bir gerçek var ki, Türkler esirlerine her zaman iyi davranmışlardır. Askerleri esir edip sonra da öldürmek ise genelde olmayan bir davranışdır.

Özellikle Çanakkale Muharebeleri'nde Türklerin tam bir centilmen gibi savaştığını, İtilaf kuvvet komutanları da dile getirmişlerdir. Türkler, hasta veya yaralı bütün esirlerle ilgilenmişlerdir. Örneğin arşiv kaynakları incelendiğinde diş problemi gibi basit bir problem yaşayan esirlerin sağlığı için emirle dişçi göndermek, Türk komutanlarının sıkça rastlanan centilmenliğinin bir göstergesidir. Acaba, İngiliz, Fransız ve Ruslar da yakaladıkları esirlere böyle mi davranmışlardır? Onlar tarafından yakalanan Türk esirler bunun tersini söylüyorlar. Yapılacak araştırmalar, belki çok daha fazla bilgi ve gelişmeyi ortaya koyacak ve Çanakkale Muharebeleri ve yaşananları bir kez daha gün ışığına çıkartacak ve suçlamalara iyi bir cevap olacaktır.

alıntıdır.

eXTReMe Tracker
Add to Technorati Favorites AYBERK ARSLANPİR ©2008